Çocuklarla Doğru İletişim Kurmak



Her çocuğun ilk öğretmenleri ebeveynleridir. Dolayısıyla bir çocuk ilk olarak her şeyi, kendi bakımından sorumlu ebeveynlerinden öğrenir. Birçok ilk bilgi ve alışkanlık gibi doğru iletişim de ailede başlar ve bir çocuk sağlıklı iletişim kurmayı ebeveynlerinden öğrenir. Üstelik Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, dünyaya gelen bir bebeğin 6 saat sonrasında çevresinde olup biten her şeyi hissetmeye başladığını vurguluyor. Dolayısıyla bu andan itibaren çocukla kurulan iletişim, onun iletişim becerilerinde çok önemli bir rol oynuyor. Bu süreçte çocuğun kendisiyle kurulan iletişim kadar ebeveynlerin birbiriyle ve çevreyle olan iletişimi de çok önemlidir.


Bunu söylemeye gerek yok belki ama, çocuğunuzu sevin!


O sizin çocuğunuz. Onu kusurlarıyla, hatalarıyla, her haliyle sevin. Bu tabii ki her şeye göz yumun, her hatasını hoşgörün demek değil. Ancak onu, ona çok kızdığınız zamanlarda da sevin. Yani onu hiçbir hatası için sevgisizlikle cezalandırmayın. Siz onun hayatta ilk ve en çok sevdiği, en güvendiği ve örnek aldığı insansınız. Bunu hiç unutmayın.


Sevginizi gösterin


Sarılın, öpün, saçını okşayın. Sevgi gösterilmelidir. Sevgiyi ilk olarak anne babasında göremeyen çocuk bunu dışarıda arayacak ve tehlikelere çok daha açık olacaktır. Çünkü onun sizin onu ne kadar sevdiğinizi bilmeye olduğu kadar hissetmeye de ihtiyacı var. Hissettirilmeyen, gösterilmeyen sevgi çocuklar ne kadar büyürse büyüsün içlerinde bir eksiklik olarak kalacaktır.

Onu dinleyin

Çocuklar, eğer doğru yöntemler belirlenmişse, iletişime son derece açık davranırlar. Anlattıkları saçma da olsa, size ters de gelse dinleyin. Hata ya da sizin çok kızdığınız bir şey yapmış olsa bile sonuna kadar kızmadan, ani bir reaksiyon göstermeden dinleyin. Size anlatabileceğini, sizin onu dinleyeceğinizi bilirse mutlaka anlatacaktır ve bir şeyleri saklama yoluna gitmeyecektir. Unutmayın, sizden korkan ve size bir şeyleri anlatmaktan çekinen bir çocuk bir çok şeyi saklama eğiliminde olacaktır. Bu da kendisini çözümü çok daha zor ya da çözümsüz durumların içinde bulma riskini arttıracaktır. Bununla birlikte, anlaşıldığını hisseden çocuk, her zaman kendini daha huzurlu, güvende ve rahat hissedecektir. Bu da çocuğun hem gelişimine katkı sağlayacak hem de kendine güvenini arttıracaktır.


Ona karşı nazik ve saygılı olun


Siz onun rol modelisiniz. Hayatta sevgisinden ve saygısından emin olmaya en çok ihtiyaç duyduğu bireylersiniz. Siz ona nazik ve saygılı olursanız o da bu davranış biçimini benimseyecektir. Hem size hem çevresine nazik ve saygılı davranması gerektiğini öğrenecektir. Tabii ki yalnızca ona karşı değil, tüm iletişiminizde nazik ve saygılı olmanız çocuğunuzu da bu yönde geliştirecektir.


Onunla alay etmeyin


Bir kelimeyi yanlış söylediğinde, bir hata yaptığında ve özellikle duyguları konusunda onunla alay etmeyin ve olur olmaz yerlerde anlatmayın. Bu onu çok yaralayacağı gibi size olan güvenini de sarsacaktır. Hatta alay edilme korkusu onu sosyal hayatta da çok daha çekingen biri yapacaktır. Unutmayın siz onun en güvendiği bireylersiniz. Siz de onunla dalga geçerseniz emin olun dış dünyadan çok daha fazla korkacaktır.

Başkalarıyla kıyaslamayın


Çocuklarla iletişimde en sıklıkla yapılan hatalardan biri de onları başka çocuklarla kıyaslamak. Maalesef çoğu ebeveyn, çocuğunu yönlendirmek için arkadaşlarının çocuklarını ya da ailedeki diğer çocukları örnek gösteriyor. “Bak Ayşe’nin kızı ne kadar çalışkan. Yine takdir getirmiş” veya “Bak Leyla’nın oğluna, annesinin sözünden hiç çıkmıyor. Annesi ne derse yapıyor” gibi cümleleri hepimiz hem kendi ailemizde hem etrafımızda sıklıkla duymuşuzdur. Sürekli olarak başka çocuklarla kıyaslanma, hatta yarıştırılma duygusu çocuğun özgüvenine zarar verecektir. Her yetişkin birey nasıl birbirinden farklıysa aynı durum çocuklar için de geçerli. Her çocuk tek ve özeldir dolayısıyla özel bir iletişimi hak eder.

Onu takdir edin

Takdir edilmek her bireyin olduğu gibi çocukların da en önemli ihtiyaçlarından biridir. Ailesinden gerekli durumlarda takdir görmeyen bir çocuğun özgüven eksikliği olması kaçınılmaz bir durumdur. Çocuğunuz iyi ve güzel bir şey yaptığında onu takdir edin. Bu davranışının kendisi için ne kadar iyi bir şey olduğunu ayrıca sizi de ne kadar mutlu ettiğini belirtin. Üstelik davranışıyla ilgili övgünüz davranışın hemen ardından geldiğinde çok daha etkili olacaktır.

Emir vermeyin

Çocuğunuzla iletişim kurarken emir cümlelerinden kaçının. Çocuğunuza emir cümleleri kurmak ters bir tepkiye yol açabilir. Örneğin odasını toplaması gerektiğinde ‘odanı topla’ şeklinde bir emir cümlesi kullanmaktansa ‘bu odayı toplu görsem çok mutlu olurum, sen de aradığını rahatça bulabilirsin’ gibi olumlu ve yönlendirici cümleler kullanmanız çok daha etkili olacaktır. Böylelikle ona saygılı ve nazik bir biçimde yaklaşmış olacaksınız.

Sorularını geçiştirmeyin


Çocuklar sürekli olarak öğrenmeye devam ederler ve meraklıdırlar. Doğal olarak çokça da soru sorarlar. Sorularını geçiştirmek yerine mümkün olduğunca açık ve tutarlı cevaplar vermeye çalışın. Bir başka deyişle “çocuk” deyip geçmeyin ve onun da bir birey olduğunu unutmadan iletişim kurun. Unutmayın, onun rol modeli ve ilk öğretmeni sizsiniz.

Sırf “Hayır” demiş olmak için “Hayır” demeyin


Çocuğunuza karşı anlayışlı davranmak her istediğine evet demeniz gerektiği anlamına gelmez. Ancak bir şeye sırf sizin canınız istemiyor diye “hayır” demeyin. Ona “hayır” demeniz gerektiği zamanlar elbette olacaktır. Hatta belki de çok defa. Ancak ona yalnızca karşı çıkmak yerine mantıklı sebepleri anlayacağı şekilde anlatın, üzerine düşünmesine fırsat verin. Böylelikle onunla doğru bir iletişim kurmuş olacaksınız.

Onu yokluğunuzla korkutmayın


“Ben ölünce değerimi anlarsın”, “Bir gün ben olmayınca çok ararsın” gibi cümleler sarf etmeyin. Bu tarz cümleler çocuğunuzla olan iletişiminize geri dönüşü olmayan zararlar verecektir. Çocuğun bilinçaltına böyle bir korku yüklemeyin. Hayat zaten çoğu zaman çok belirsiz, iyi ve kötü sürprizlerle dolu bir yol. Hal böyleyken, ona böyle bir korkuyu yüklemenin hiçbir faydası olmadığı gibi uzun vadede çok ciddi zararları olacaktır. En basitinden böyle bir korku bilinçaltına yüklendikten sonra çocuk, büyüdüğünde dahi, en mutlu anlarda bile bilinçaltından fırlayıp gelen bu korkuyla baş etmek zorunda kalıyor. Çoğu zaman en mutlu anlar bile ona zehir oluyor. Bununla birlikte bu korku ayrıca ona yalnızlık ve terk edilme korkusu da aşılamış oluyor. Bu da ilerleyen dönemlerde insanlarla kuracağı ilişkilerin sağlığını da son derece bozuyor.

Gerçekleşmeyen hayallerinizden onu sorumlu tutmayın

Onun için birçok şeyden vazgeçmek durumunda kalmış olabilirsiniz. Örneğin çok değerli iş fırsatlarını geri çevirmiş, birçok güzel seyahat imkanından vazgeçmiş olabilirsiniz. Ama herşeyden önce unutmayın ki bunu onun için yapsanız da, günün sonunda bu sizin seçiminizdi. Ayrıca çocuğunuza, onun için nelerden vazgeçtiğinizi söylemek ona onu ne kadar sevdiğiniz mesajını değil, onun sizin hayatınıza ne kadar engel olduğu mesajını verecektir. Bu da kendisini değersiz ve suçlu hissetmesine sebep olacaktır.

Hayata geçiremediğiniz hayallerinizi onun üzerinden tatmin etmeye çalışmayın

Küçükken piyano çalmak, bale yapmak veya basketbol oynamak istediniz. Ama olmadı. Bunları, çocuğunuz eğer istemiyorsa, ona zorla yaptırmaya çalışmayın. O, sizin çocuğunuz, ama siz değil. O ayrı yetenekleri, istekleri, eğilimleri olan bir birey. Tabii ki imkanlarınız doğrultusunda ona seçenekleri alternatifler sunarak yeteneklerini ve eğilimlerini keşfetmesine yardımcı olun. Ancak istemediği bir şeye, siz zamanında yapamadınız diye, onu zorlamayın. Aksine onu kendi seçimlerinde desteklediğiniz mesajını verin. Sırf sizi mutlu etmek için yapacağı şeylere değil, gerçekten onu tatmin ve mutlu edecek alternatiflere yönelmesine yardımcı olun. Emin olun onun o tatmini ve mutluluğu yaşaması sizi de çok mutlu edecek.

Eşinizle ilişkinizde yaşadığınız problemlerden onu sorumlu tutmayın, faturasını ona kesmeyin


Eşinizle olan ilişkinizle çocuğunuzla olan ilişkinizi birbirine karıştırmayın. Kadın - erkek ilişki problemleriniz çocuğunuzun sorumluluğunda değil, olmamalı da. Eşinizle ilişkiniz çok bozulabilir, ayrılmak durumunda da kalabilirsiniz. Ancak bunun çocuğunuzun minimum derecede etkilemesine özen gösterin. Bu süreçte ebeveynlerin arasındaki iletişimin de doğru yönetilmesi hayati önem taşıyor. Olası bir ayrılık durumunda, çocuğun bu ayrılığın kendi yüzünden olduğunu hissetmemesi, anne-babasının onu yine aynı şekilde sevdiğinden ve istediğinden emin olması çok önemli. Ona terkedilmiş, istenmemiş hissini yaşatmayın. Bu duyguya kapılması ilerde kuracağı ilişkilerde bağımlılık geliştirmesine, terk edilme korkusuyla bir çok şeye boyun eğmesine sebep olabilir.