top of page

İletişim Becerilerini Geliştirmenin 10 Etkili Yolu


Doğamız gereği hepimiz sosyal varlıklarız ve iletişim kurmak, temel ihtiyaçlarımızdan biri. Öyle ki, daha anne karnındayken, kalp atışlarımız, hareketlerimizle annemizle iletişim kurarız. Dünyaya geldikten sonra da iletişim kurduğumuz çevre, başta çekirdek ailemiz olmak üzere, yavaş yavaş genişler. 


Çevremizle kurduğumuz iletişim, kim olduğumuzu ve dünyayı nasıl algıladığımızı şekillendirir. Bu nedenle, iletişimin sadece bilgi alışverişi olmadığını, duygularımızı, düşüncelerimizi ve ihtiyaçlarımızı - yani kendimizi - ifade etme biçimimiz olduğunu hatırlamak önemlidir. Etkili ve doğru iletişim kurmak ise bazı iletişim becerileri gerektirir. 


İyi haber; hem kişisel hem profesyonel hayatımızda hayati rol oynayan iletişim becerileri her zaman, her yaşta geliştirilebilir.


İşte, iletişim becerilerini geliştirmenin ve etkili bir iletişimci olmanın 10 yolu:


1. Aktif Dinleme: İletişimin Kalbi


Etkili iletişimin sırrı nedir, diye soracak olursanız, cevabım kesinlikle 'aktif dinleme' olurdu. Zira doğru ve etkili iletişim kurmanın yolu, sanılanın aksine iyi bir konuşmacı olmaktan önce, susmaktan ve iyi bir dinleyici olmaktan geçer.


Kişiler birbirlerini çok farklı şekillerde dinleyebilir. Örneğin kimi zaman dinler gibi görünürken aklımız önceki akşam arkadaşımızla aramızda geçen konuşmaya kayıyorsa, dikkatimizi vermediğimiz ve karşımızdaki kişiyi aktif bir şekilde dinlemediğimiz için verilen mesajları doğru bir şekilde alamayız. Bu da iletişim kazalarına ve yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Veya karşımızdaki kişi konuşurken onu savunmacı bir yerden dinliyor ve onu anlamaya çalışmak yerine vereceğimiz cevaba odaklanıyor, kafamızın içinde kendi söyleyeceklerimizi tasarlıyorsak bu da etkin bir şekilde dinlemediğimiz anlamına gelir. 


Sonuç olarak, etkili bir iletişimci olmak için ilk yapmamız gereken karşımızdaki kişiyi gerçekten anlamak ve kendimizi doğru bir şekilde ifade edebilmek için aktif dinleme becerilerimizi geliştirmek.


2. Benlik Durumlarına Göre İletişim


Psikiyatrist Eric Berne'in 'Transaksiyonel Analiz' teorisine göre, farklı iletişim tarzlarını ve yaklaşımlarını temsil eden üç temel 'benlik' durumundan birinde iletişim kurarız: Çocuk, Ebeveyn ve Yetişkin.


Çocuk benliği durumunda genellikle doğuştan getirdiğimiz mizacımızı içgüdüsel ve duygusal yanımızı yansıtırız. Bu benlik durumu, genellikle naif, meraklı ve yaratıcıdır. Ancak bu özelliklerin yanında korkuları, kaygıları ve kaprisleri de yanında getirir. Böylelikle, iletişimde çocuk benliği, duygusal tepkiler, spontane davranışlar ve saf ifadelerle ortaya çıkar. 


Öte yandan, ebeveyn benliği ise, temel olarak, çocukluğumuzda ebeveynlerimizden ve büyüklerimizden öğrendiğimiz değerler, kurallar ve tutumlarla şekillenir. Dolayısıyla bu benlik durumunun iletişim tarzı, öğüt verme, eleştirme ya da koruyucu tavsiyelerde bulunma şeklinde ortaya çıkar. Hatta bana sorarsanız bu benlik durumunda zaman zaman üstünlük taslama hali görürüz.


Yetişkin benliği ise, mantık ve gerçeklik temelinde düşünme yeteneğimizi temsil eder. Bu benlik durumunda iletişim kurduğumuzda, mevcut verilere ve gerçeklere odaklanarak, mantıklı, dengeli ve nesnel bir yaklaşım sergileriz. Dolayısıyla problem çözmek, etkili kararlar almak ve elbette sağlıklı ilişkiler kurmak için iletişimde tercih etmemiz gereken benlik, yetişkin benliğimizdir.


Bu üç benlik durumunun farkında olmak ve bu benlik durumları arasında doğru zamanlarda uygun şekilde geçiş yapmak, iletişim becerilerimizi geliştirmekte büyük bir yol kat etmemizi sağlar. Özellikle çatışma ve anlaşmazlık durumlarında, sorunları çözmeye odaklanarak daha sağlıklı ve yapıcı iletişim kurmamıza yardımcı olur.


3. Empati: İletişimde Derinlik Kazandıran Güç




Etkili bir iletişimci olmak için geliştirilmesi gereken en önemli yönlerden biri de empati kurma becerisi. Başkalarının duygu, düşünce ve bakış açılarını anlamamızı sağlayan empati, sözlü ifadelerin ötesine geçerek kendimizi, karşımızdaki kişinin, içinde bulunduğu şartları ve konumu da gözeterek, yerine koyup, onun duygularını ve bakış açısını anlamaya çalışmaktır. Bu, özellikle farklı görüşlerin veya çatışmanın olduğu durumlarda hayati önem taşır. 


Empati kurmak, dünyayı karşımızdaki kişinin perspektifinden görmeyi, onun deneyimlerine, kültürüne ve kişisel tarihine de saygı duymayı gerektirir. Kişisel gelişimimizde de önemli bir yere sahip olan empati kurma becerisi, çevremizle daha derin ve anlamlı bağlar kurmamıza yardımcı olur.


4. Sabırlı Olmak: İletişimde Zamanın Gücü


Etkili bir iletişimci olmak için geliştirilmesi gereken yönlerden biri de sabırlı olmak. Sabırlı olmak, özellikle zorlu ve duygusal konularda, etkili iletişim kurmanın temelini oluşturur. İletişimde sabırlı olmak, karşılıklı anlayışı ve derin empatiyi teşvik eder, yanıtlamadan önce düşünmek için zaman tanır ve iletişim kazalarını önlemeye yardımcı olur.  Sabırlı olmak, iletişimde karşı tarafı gerçekten anlama ve onların bakış açısını değerlendirme sürecine zaman ayırmak anlamına da gelir. Bu, özellikle duygusal veya karmaşık konularda, karşımızdaki kişiye düşüncelerini ve duygularını ifade etme fırsatı verir. Ayrıca, sabırlı bir tutum sergilemek, karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi ve onun fikirlerini önemsediğimizi gösterir. Bununla birlikte, sabırlı bir iletişim, yanıt vermeden önce söylenenleri düşünmek ve sindirmek için zaman tanır. Bu, özellikle çatışma durumlarında çok önemlidir. Hemen cevap vermek yerine, karşı tarafın sözlerini değerlendirmek ve düşünmek, daha anlamlı ve yapıcı yanıtlar vermemizi sağlar.


Son olarak, sabırlı bir yaklaşım, duygusal tepkilerimizi kontrol altında tutmamıza ve daha dengeli bir iletişim kurmamıza olanak tanır. Stresli veya zorlu anlarda, sabrın sağladığı sakinlik ve dinginlik, durumu yatıştırmaya ve daha yapıcı bir diyalog ortamı oluşturmaya yardımcı olur.


5. Soru Sorma Sanatı ve İletişimdeki Rolü


İletişimde en güçlü araçlardan bir diğeri de soru sormaktır. Olası yanlış anlaşılmaların, anlaşmazlıkların ve iletişim kazalarının önüne geçmenin en etkili yollarından biri, doğru zamanda doğru soruları sormak ve karşımızdaki kişiyi gerçekten anlamanın en etkili yollarından biri.

Soru sormak, karşılıklı anlayışı geliştirir, aradaki iletişimi derinleştirir. Özellikle tecrübe sahibi olmadığımız veya karmaşık konularda soru sormak daha da önem kazanır. Evet-hayır soruları yerine açık uçlu sorular sormak, karşımızdaki kişiyi konuşmaya teşvik etmenin yanı sıra, onun düşüncelerini, duygularını ve bakış açısını daha geniş bir çerçevede anlamamıza yardımcı olur.


6. Açıklık ve Netlik: Etkili İfade Etme Yöntemleri


Etkili ve sağlıklı bir iletişim kurmak için kendimizi açık ve net ifade etmeliyiz. Bu yaklaşım yalnızca iş yaşamımızda değil sosyal ve romantik ilişkilerimizde de çatışmaları ve yanlış anlaşılmaları önleyerek, sağlıklı bir iletişim kurmamıza yardımcı olur. Kimsenin zihin okuma becerisi olmadığı gerçeğini göz önüne aldığımızda kendimizi açık ve net ifade ederek hem iş ve sosyal yaşamımızda yanlış anlaşılmaların önüne geçebilir hem ilişkilerimizi güçlendirebiliriz. 


Kendimizi açık ve net ifade etmek için basit ve anlaşılır bir dil kullanmak, karşımızdaki kişinin bizi doğru anlamasına yardımcı olur. Bu, özellikle romantik ilişkilerde çok kilit bir rol oynar. Açık iletişim, güven ve samimiyeti artırarak, ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde geliştirmemize destek olur.

Açık ve net ifade etme becerisi, sürekli geliştirilebilir. Gelişme sürecinde kendi iletişim tarzınızı düşünmek, geri bildirimlere kulak vermek ve iletişim yöntemlerini sık sık değerlendirmek, bu beceriyi geliştirmeye yardımcı olur.


7. Göz Teması, Vücut Dili ve Ses Tonu: İletişimin Sessiz Güçleri




Etkili bir iletişimde, seçtiğimiz sözcüklerin yanı sıra, göz teması, vücut dili ve ses tonu da büyük rol oynar. Hatta araştırmalar, yüz yüze kurulan iletişimde, seçtiğimiz ve kullandığımız sözcüklerin sadece %10'luk bir etkiye sahip olduğunu, ses tonunun %30 ve beden dilinin ise %60'lık bir önem taşıdığını gösteriyor. Bu unsurları doğru kullanarak, iletişiminizin gücünü ve etkinliğini önemli ölçüde artırabiliriz.


Göz Teması 


Göz teması, karşılıklı iletişimde güven ve samimiyet oluşturmanın temel yollarından biridir. Doğru şekilde kurulan göz teması, karşınızdaki kişiye odaklandığınızı ve onların söylediklerine değer verdiğinizi gösterir. Ancak, göz temasının yoğunluğu, kültürel normlara ve kişisel rahatlık seviyelerine göre değişebilir. Yani gözlerinizi sürekli olarak karşınızdaki kişinin gözlerine diktiğinizde, kişi kendini baskı ve hatta tehdit altında hissedebilir. Göz temasından tamamen kaçınmak ise karşınızdaki kişide güvensizlik oluşturabileceği gibi özgüven eksikliği belirtisi olarak algılamasına da sebep olabilir. Dengeli bir göz teması, karşılıklı anlayışı destekler. 


Vücut Dili: 


Vücut dili, iletişimin büyük bir kısmını oluşturur ve genellikle kullandığımız sözcüklerden daha güçlü mesajlar iletir. Açık ve rahat bir vücut dili, özgüvenli ve pozitif bir tutum sergilerken kapalı vücut dili savunmacı veya ilgisiz bir izlenim bırakabilir. 

Öte yandan, gereğinden fazla jest ve mimik yapmak, karşıdaki kişinin dikkatini dağıtarak vermek istediğiniz mesajları doğru olarak almasının önüne geçebilir. Dolayısıyla makul miktarda jest ve mimik kullanmak, etkili iletişim kurmaya yardımcı olacaktır.


Ses Tonu:


Ses tonu, söylediklerimizin anlamını önemli ölçüde etkiler. Sözcüklerin tonlaması, vurgusu ve ritmi, mesajımızın nasıl algılandığını belirler. Sıcak ve dostça bir ses tonu, karşılıklı anlayışı ve empatiyi artırıp güven telkin ederken, sert veya tehditkâr bir ses tonu, yanlış anlaşılmaları ve savunma ihtiyacını tetikleyerek, konunun özünden uzaklaşmaya sebep olur. 


Göz teması, vücut dili ve ses tonunu uygun ve etkili bir şekilde kullanmak, etkili iletişim kurmaya yardımcı olur. 


8. Olumlu Geri Bildirim ve Yapıcı Eleştirinin Gücü


Etkili bir iletişimci olmak için olumlu geri bildirim ve yapıcı eleştiri yapabilmek ve kabul edebilmek çok etkilidir. Olumlu geri bildirimin, çoğunlukla bireyler üzerinde motive edici ve güçlendirici bir etkisi vardır. Yapıcı eleştiri ise, kişilerin gelişmeye açık yönlerini keşfetmeleri ve bu yönleri geliştirmeleri için fırsat sunar. Bu yaklaşımlar hem kişisel hem profesyonel gelişimi desteklerken ilişkileri güçlendirmeye de destek olur.


Olumlu Geri Bildirim: 


Olumlu geri bildirim, temelde, bir kişinin yaptığı iyi işleri ve başarılarını takdir etmekle ilgilidir. Bu, başarıların ve olumlu davranışların fark edildiğini ve değerlendirildiğini göstererek hem motivasyonu artırır hem kişinin kendine olan güvenini güçlendirir. Bu elbette karşımızdaki kişiyi abartılı bir şekilde övmek demek değildir. Olumlu geri bildirimin yolu samimi ve gerçekçi olmaktan, gerçek başarılar ve olumlu nitelikler üzerinde durmaktan geçer.


Yapıcı Eleştiri: 


Yapıcı eleştiri ise kişisel veya profesyonel gelişim alanlarını nezaket ve saygı çerçevesinde ortaya koymakla. Yapıcı eleştiri, hataları veya eksiklikleri kınamak ve vurgulamak yerine, gelişim için yol gösterir ve çözüm önerileri sunar. Açık ve net bir iletişimle, kişinin kendini geliştirmesine destek olur. Bunun için, eleştirinin özgün olması, spesifik örneklerle desteklenmesi ve kişinin duygularına saygı gösterilmesi gerekir. Yapıcı eleştiri, ilişkilerde dürüstlüğü ve açıklığı teşvik etmenin yanı sıra kişisel ve profesyonel gelişimi destekler.


Bu iki yaklaşımı etkili bir şekilde kullanmak, güvenli ve destekleyici bir iletişim ortamı yaratır. Olumlu geri bildirim ve yapıcı eleştiri, bireysel ve takım bazında potansiyellerin en iyi şekilde kullanılmasını ve sürekli gelişimin teşvik edilmesini de sağlamaya yardımcı olur.


9. Duygusal Zeka: İletişimdeki Gizli Anahtar


Duygusal zeka, hem kendimizi hem başkalarını daha iyi anlamamıza ve duygularımızla sağlıklı bir şekilde başa çıkmamıza olanak tanıyan harika bir yetenektir. Ve iyi haber: duygusal zeka geliştirilebilir. 


Duygusal zekayı geliştirme yolculuğu, birçok konuda olduğu gibi, öncelikle kendimizi tanımakla başlar. Kendi duygularımızın farkında olmak ve duygularımızı net bir şekilde ifade etmek, etkili ve sağlıklı bir iletişim kurmamıza yardımcı olur. Kendi duygusal durumumuzu anlamak, daha dengeli, sağlıklı ve kontrollü iletişim kurmamızı sağlar.

 

Kendimizin yanı sıra başkalarının duygularını anlamayı da elbette duygusal zekamıza borçluyuz. Karşımızdaki insanların verdiği duygusal sinyalleri doğru okumak ve buna uygun tepkiler vermek, empatik ve yapıcı ilişkiler kurmamızı sağlar.


Duygusal zekanın bir diğer önemli becerisi de, hem kendimizin hem başlarının duygusal tepkilerini yönetebilmektir. Özellikle zorlu, stresli durumlarda veya çatışma anlarında sakin kalarak anlayışı tepkiler vermemizi ve duygusal anlamda zorlayıcı durumları etkili bir şekilde ele almamıza yardımcı olur.


Kısacası duygusal zeka, sadece daha iyi bir iletişimci olmamıza değil aynı zamanda daha sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurmamıza da yardımcı olur. Bu becerileri geliştirmek hem kişisel hem profesyonel hayatta daha tatmin edici, sağlıklı ve anlamlı ilişkilerin kapısını aralar.


10. İletişim Becerilerini Geliştirmek İçin: Öğren, Uygula, Geliş




İletişim becerilerini geliştirmek geceden sabaha tamamlanacak bir süreç değil elbette. Aksine, sürekli öğrenme ve pratik gerektiren, hayat boyu süren bir yolculuk. İletişim yaşayan bir organizma gibi zamanla değişiyor ve dönüşüyor. Dolayısıyla iletişim becerilerini her daim geliştirmek, hayatın her alanında bize yardımcı olmanın yanı sıra ilişkilerimizi de daha anlamlı kılar. 


Peki, bu becerileri geliştirmek için neler yapabilirim diyorsanız, işe iletişim becerileri üzerine yazılmış kitapları okumakla başlayabilirsiniz. Bu kitaplar, farklı iletişim tarzları, etkili dinleme teknikleri ve karşılıklı etkileşimi artıracak stratejiler hakkında doyurucu bilgiler sunar. Ayrıca, uzmanların seminer ve atölye çalışmalarına katılarak; yeni bilgiler edinebilir, öğrendiklerinizi gerçek hayat senaryolarında uygulama şansı bulabilirsiniz. Bu tarz seminer, eğitim ve atölyelere katılmak, benzer hedeflere sahip olan kişilerle de bağlantı kurma ve deneyimleri paylaşma fırsatı sunar. 


İletişim becerilerini geliştirmenin bir diğer etkili yolu da aldığımız geri bildirimleri objektif bir biçimde değerlendirmektir. Hem olumlu geri bildirimler hem yapıcı eleştiriler iletişim tarzımızın etkilerini görmek ve gelişim alanlarımızı tespit etmek için çok değerlidir. Açık fikirli olmak ve eleştirilere yapıcı bir yerden yaklaşmak daha iyi bir iletişimci olma yolunda en büyük destekçilerden biridir. 


İletişimin hayat boyu süren bir yolculuk olduğunu unutmadan, her gün, her etkileşimde yeni öğrenme fırsatlarını değerlendirmek çok değerli. 


Peki siz bu adımlardan hangilerini attınız? Bu yolda önünüze hangi engeller çıktı? Deneyim ve düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Sonuçta her hikaye birine ilham verebilir ve yolculuğuna ışık tutabilir. Yorumlarınızı bekliyorum! 





 




bottom of page