İlişkilerin Olmazsa Olmazı: Empati



Biz insanlar, sosyal varlıklarız ve devamlı olarak birbirimizle iletişim ve ilişki içerisindeyiz. Bu iletişimi ve ilişkiyi sürdürürken de her birimizin en temel ihtiyacı anlaşılmak. Sonuç olarak anlaşılmadığımızı düşündüğümüz bir ilişki veya iletişimde ne kadar varlığımızı sürdürebiliriz ki? Anlaşılmak ve anlamak için gerçekten iyi bir dinleyici olmanın yanı sıra, gerçek anlamda empati kurabilmek gerekiyor.


Empati nedir?


Aslına bakılacak olursa “empati” kelimesi herkesin ağzına pelesenk olmuş. Dikkat ederseniz gün içerisinde kaç kişinin ağzından defalarca bu kelimenin çıktığına ve hatta empati yoksunluğundan şikayet ettiğine çok şaşırabilirsiniz. Peki gerçekten empatinin ne anlama geldiğini, ne gibi faydaları olduğunu, olmaması durumunda nelerin yürümeyeceğini gerçekten biliyor muyuz? Kısacası empatinin ne olduğunu ve neden gereklilik olduğunu biliyor muyuz?


İsterseniz önce empatinin ne olduğundan söz edelim. En basit şekliyle empati, bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, duruma onun gözünden bakmaya çalışarak, onun duygu durumunu, düşünce yapısını anlaması diyebiliriz. Şimdi böyle söyleyince çok basitmiş gibi geliyor tabii ancak iş uygulamaya geldiğinde söylendiği kadar kolay olmuyor. Sonuç olarak farklı düşünce yapılarındaki iki insanın birbiriyle empati kurması için gerçekten birbirlerini dinlemeleri, anlamaya çalışmaları ve gerçek anlamda kendilerini birbirlerinin yerine koyabilmeleri gerekir.


Hümanist yaklaşımın kurucularından, psikolog Carl Ransom Rogers, empatiyi, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun bakış açısıyla bakması, onun duygu ve düşüncelerini doğru anlaması ve anladığını ifade etmesi olarak tanımlar. Aslına bakarsanız Rogers bu tanımda empatinin kurulabilmesi için gerekli üç aşamadan bahsediyor. Empati kurabilmek için kişinin öncelikle kendisini gerçek anlamda karşısındakinin yerine koyarak, tamamen onun bakış açısından bakabilmesi gerekiyor. Bu aşama ilk bakışta her ne kadar kolay gibi görünse de unutmamak gerekir ki her insan çevresini ve olayları kendisine özgü bir şekilde algılar zira her insanın öğrendikleri, tecrübeleri özneldir. Bu doğrultuda kişinin kendini karşısındakinin yerine koyarken bu faktörleri de göz önünde bulundurması ve olaylara gerçek anlamda karşısındakinin gözlükleriyle bakabilmesi gerekir.


İkinci aşamada karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru, net bir şekilde anlaması gerekiyor. Düşünceleri anlamak, hele ki karşımızdaki kişiyi biraz olsun tanıyorsak, bazen bir nebze daha kolay olsa da duyguları anlamak biraz daha karmaşık olabiliyor. Burada ‘ben onun yerinde olsam ne hissederdim?’ sorusundan ziyade gerçek anlamda karşımızdaki kişinin duygularını anlamaya odaklanmak önemli. Üçüncü ve belki de en önemli aşamada ise karşısındaki kişiyi anladığını ifade etmesi gerekiyor. İletişimde karşımızdakini anlamak çok önemli elbette ancak karşımızdakine onu gerçekten anladığımızı ifade etmediğimiz takdirde aslına bakarsanız çok da bir şey ifade etmiyor. Bununla birlikte araştırmalara göre insanların kendi zihinlerinde kurdukları empatiyle, karşılarındaki kişiye ifade ettikleri empati arasında farklılıklar olduğu gözlemleniyor. Dolayısıyla empati kurarken, olaylara karşımızdakinin bakış açısıyla bakıp, onun duygu ve düşüncelerini anladığımız noktada bunu hem sözel iletişimle hem beden dilimizle ifade etmek ve hatta doğrulatmak gerekiyor. Bu ifade şekli durumdan duruma elbet farklılık gösterecektir. Ancak en basit haliyle örneklendirmek gerekirse bir arkadaşınız sevgilisi veya eşiyle olan bir sıkıntısını ifade ettiğinde, onu anladığınız noktada, onun hangi olay üzerine nasıl hissettiğini anladığınızı belirten, ‘bu yüzden kendini yalnız hissetmişsin’ veya ‘bu yüzden kızgın hissediyorsun’ gibi spesifik ifadeler kullanmak, karşınızdaki kişiye onu anladığınızı ifade etmenin etkili bir yolu olabilir diye düşünüyorum.

Peki empati ne değildir?


Empatinin ne olduğundan bahsettik. Ancak bu noktada çoğu zaman empati ile benzerliği sebebiyle karıştırılan bir diğer kavram olan sempatiden de söz etmek gerekir. Aslına bakarsanız empati ve sempati kavramları yalnızca kelime olarak birbirine benzeyen ve aslında tamamiyle birbirinden farklı anlamlara sahip iki kavramdır. Empati az önce de söz ettiğim gibi karşımızdaki kişiyi onun gözünden bakarak anlayabilmektir. sempati ise herhangi birine karşı duyduğumuz duygusal yakınlıktır. Sempati, bu duyguları hissettiğimiz kişiyle aynı duyguları yaşama eğilimi göstermemize sebep olabilir. Bu noktada karşımızdaki kişiyi anlamamış olsak da ona karşı duyduğumuz duygusal yakınlıktan ötürü duygularını paylaşmış kısacası yandaş olmuş oluruz. Söz konusu durumda amaç karşımızdaki kişiye yardımcı olmak, yol göstermekse, sempati bizi gerçekçi olmayan duyguları paylaşmaya iterek karşımızdaki kişiyi anlamak ve gerektiği noktada doğru yönü göstermekten uzaklaştıracaktır. Bu sebeple empati ile sempati kavramlarını karıştırmamak gerekir.


Empati nasıl kurulur?


Öncelikli empati kurmanın doğuştan gelen bir yeti olduğuna değinmek isterim. Yani aslına bakarsanız dünyaya geldiğimizde, daha bebekken bile empati kurabiliyoruz. Büyüme sürecinde ise, ebeveynler öncelikli olmak üzere etrafımızdaki insanların davranışlarına bakarak, gözlemleyerek ve örnek alarak doğuştan gelen bu yetiyi geliştiriyoruz. Her ne kadar empati doğuştan gelen bir yetenek olsa da, büyüme sürecinde bazılarımız bu yeteneği sürekli olarak kullanırken bazılarımız da maalesef empati kurmanın önemini algılayamıyor ve kullanmıyor. Başka bir deyişle doğuştan gelen bu yeteneği önemsemeyip geliştirmeye odaklanmıyor.


Doğuştan gelen empati kurma yeteneğini geliştirmede en etkili yöntemlerden biri iletişim kurarken karşımızdaki kişiyi anlamaya odaklanmak ve bunu gerçek anlamda başarabilmek için açık uçlu sorular sormak gerekiyor. Zira açık uçlu sorular çoğunlukla karşı tarafın ya yargılanma ya da karşısındakinin gereksiz bulacağı endişesi gibi duygularla ifade edilmeyen duygu ve düşünceleri ortaya koymaya teşvik eder ve karşımızdakini daha doğru bir şekilde anlamamızı sağlar. Açık uçlu soruların ne olduğunu da kısaca hatırlamak gerekirse, en basit haliyle, yalnızca evet veya hayır şeklinde cevap verilemeyecek sorular diyebilirim. Örneğin bu yeteneği kullanmayan veya kullanmak istemeyen insanlar kendini kötü hissettiğini söyleyen birine nedenini sormak, onu anlamaya çalışmak yerine yüzeysel bir ‘geçmiş olsun’ yanıtıyla geçiştirmeyi tercih edebiliyor. Bu her ne kadar ilişkinin türü ve yakınlık derecesiyle orantılı olan bir durum olsa da maalesef empati kurmaktan uzak duran insanlar yakın ilişkileri olan kişiler söz konusu olduğunda da işin kolayına kaçarak bu şekilde yüzeysel yanıtlar vermeyi tercih edebiliyorlar. Empati kurmayan insanların başka bir davranış biçimi de ilk bakışta karşılarındaki kişiyi anlıyormuş gibi görünüp, sempati gösterip aslında o kişinin duygu ve düşüncelerini önemsemeyerek karşılarındakinin “kafasını dağıtma” kisvesi altında konuyu tamamiyle kendilerine veya kendilerinin gündemindeki bir şeye çevirmek olabiliyor. Ki ben bunun çok büyük ölçüde bencillikten veya narsistlikten kaynaklandığını düşünüyorum.

Empati kurmada en önemli aşamalardan biri gerçek anlamda iyi bir dinleyici olmak. İyi bir dinleyici olmak da hep konuştuğumuz gibi vereceğimiz cevaba değil karşımızdaki kişinin bize söylediklerine ve beden diliyle anladıklarına odaklanmak ve yine yukarıda söz ettiğim gibi açık uçlu sorular sorarak konuyu daha derinlemesine idrak etmek diyebilirim. Kısacası empati kurabilmenin ilk ve en önemli aşaması karşımızdaki kişiyi iyi anlamak ise bunun en birincil yolu da iyi bir dinleyici olmak.


Karışımızdaki kişiyi gerçek anlamda dinleyip, soruları sorup duygu ve düşüncelerini anladıktan sonra geriye karşımızdakine onu anladığımızı ifade etmek ve belki de en önemlisi hissettirmek kalıyor. Böylelikle ancak bu aşamadan sonra arada gerçekten açık ve etkili bir iletişim olduğunu düşünüyorum.


Empatinin faydaları ve zararları?


Öncelikle doğru ve etkili iletişim kurabilmek için empati kurmanın şart olduğu kanaatindeyim. Yani başka bir deyişle empati kurmanın sağlayacağı birincil ve en önemli fayda insanlarla olan ilişkilerimizdeki doğru ve etkili bir iletişim üzerine kurmak diyebilirim. İş hayatındaki ilişkilerimizden özel hayatımızdaki ve sosyal çevremizdeki ilişkilere, doğru ve etkili iletişim kurmak vazgeçilmez.


Empati kurmak ilişkinin yakınlık derecesine bakılmaksızın bizi bencillikten kurtarabilecek en önemli yetilerden biridir. İnsan ilişkilerinde bencillikten sıyrılabilmek son derece değerli ve öncelikli diye düşünüyorum. Hem çoğunlukla ilişkilerimizde sorun yaşadığımız insanlarla ilgili olarak bencillikten şikayet etmiyor muyuz? Sonuç olarak hiçbirimiz mecburiyetler haricinde bencil insanlarla ilişkide olmak istemeyiz diye düşünüyorum. İş hayatında bile müşteriler veya yöneticilerimizin bizi anlamadığından ve hatta bencil olduklarından şikayetçi oluruz. Dolayısıyla empati kurmanın en önemli faydalarından biri de kısaca iletişimdeki bencillik engelini ortadan kaldırması diyebiliriz. Bununla birlikte bencillikten sıyrıldıktan sonra karşımızdakini anlamanın ve çözüm odaklı yaklaşmanın da önü açılmış olur. Böylelikle hem kendi önümüze çıkan sorunlarla hem de karşımızdaki kişinin sorunlarıyla daha mantıklı ve akılcı bir şekilde başa çıkma şansımız artar. Bu da sevilen ve saygı duyulan biri olmayı beraberinde getirir.


Şu ana kadar hep empati kurmanın faydalarından söz ettik. Ancak elbette zararları da var. Empati kurmanın zararları dediğimde aklınızda ‘bu kadar faydalı olan, karşıdaki kişiyi anlamaya yarayan bir kavramın ne gibi zararları olabilir’ sorusu oluşabilir. Bu noktada ilk olarak söylemek istediğim şey her şeyin fazlasının zararlı olması durumunun empati kurmakla ilgili olarak da geçerli olduğu. Yani aslında burada empati kurmanın değil fazla empati kurmanın zararlarından söz etmek istiyorum.


Mesela empati kurma konusunda aşırıya kaçtığınız zaman tüm odak kendinizi karşınızdakinin yerine koymak haline gelebiliyor ve kendinizi olmadık şeyleri bile tolere etmek zorunda hissedebiliyorsunuz. Eminim bu hataya düşenleriniz olmuştur. Empati kurmayı abartmak maalesef suistimal edilme riskini de beraberinde getiriyor aslında. Ve bu da ilişkilerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine engel oluyor. Bu tip durumlar aile yaşantısında da, sosyal yaşamda da, iş hayatında da yaşanabiliyor ve bir noktada empati kurmayı abartan tarafın suistimal edilmesi kaçınılmaz oluyor. Özellikle de çocuklarıyla sürekli olarak empati kuran ve hatta zaman zaman sempatiyi empati kavramı ile karıştıran ebeveynler istemeden de olsa çocuklarının gelişimini olumsuz etkiliyor. Veya romantik bir ilişkide taraflardan biri sürekli bir biçimde kendini partnerinin yerine koyarak kendini suistimale açık bir hale getiriyor. İşte bu sebeplerden her şeyde olduğu gibi empati kurma konusunda da nerede duracağımızı bilmek daha da önem kazanıyor.


Empati neden insan ilişkilerinin olmazsa olmazıdır?


Sağlıklı iletişimin insan ilişkilerinde en önemli kavram olduğundan daha önce söz etmiştim. Sağlıklı iletişim kurabilmek için de karşımızdaki kişiyi doğru bir şekilde dinlemek, anlamak ve onu anladığımızı ifade etmemiz gerektiğini düşündüğümüzde empati kurabilmek de insan ilişkilerinde son derece önemli bir rol oynuyor hatta olmazsa olmaz.


Romantik ilişkileri göz önüne aldığımızda birbiriyle empati kuramayan, birbirini anlamayan iki insanın, duyguları ne kadar yoğun olursa olsun mantık düzleminde sağlıklı bir iletişim kurmalarının mümkün olmadığını biliyoruz ve deneyimleyenlerin de azınlıkta olmadığını düşünüyorum. Tartışma tabii ki her ilişkide olabilir ancak empati eksikliğinde tartışmaların kırıcı kavgalara dönüşmesi işten bile değildir. Bununla birlikte empati kurulamayan ilişkilerde maalesef daha baskın karaktere sahip olan taraf partneri ile empati kuramadığı için onun duygularını ve düşüncelerini anlamayacağı için tamamiyle kendi duygu düşünceleri odaklı bir ilişki biçimi benimsiyor ve sanki filmin senaryosu tamamiyle onun üzerine kuruluyor. Bu da çoğu zaman baskın karakterin partnerinin duygularını suistimal etmesine varabiliyor.


Arkadaşlık ilişkilerine baktığımızda ise aynı durum bu ilişkilerde de geçerli. Empati kuramadğınız, anlamadığınız biri ile paylaşımlarınız ne ölçüde arkadaşlığı besleyebilir ki? Hatta yüzeysel konular haricinde ne paylaşabilirsiniz? Bununla birlikte empati kurmaktan yoksun biriyle bir duygunuzu paylaşmanız veya onun size yön göstermesi pek mümkün görünmüyor. Özellikle de arkadaşlıklarda empati kavramı sıklıkla karıştırılabiliyor. Birbirlerine akıl danışan arkadaşlarda yol gösterici rolünü üstlenen kişi empati kuramadığında kendini arkadaşının yerine koyduğunu düşünse de olayları tamamiyle kendi bakış açısından değerlendirerek bu yönde tavsiyeler veriyor. Bu tip durumlar da genellikle hüsranla sonuçlanıyor.


Aile içi ilişkilerde, özellikle ebeveyn çocuk ilişkisinde, empati kuramayan ebeveynlerin çocukları da empati kurma yeteneklerini geliştirmede eksik kalacaktır. Bununla birlikte empati kurulamayan sağlıksız bir ebeveyn çocuk ilişkisinde hali hazırda olması kuvvetle muhtemel çatışmaların oranını arttıracaktır.


İş hayatında çalıştığımız yere, projeye duygusal anlamda bağlanabilmemiz için empati kurabilmemiz şart. Bunu yapabilmek için de gerçek anlamda kendi bakış açımızı bir kenara bırakıp tamamen karşımızdaki kişinin gözünden bakabilmemiz gerekiyor. Böylelikle bazen duygusal, egosal, mantıksız veya inat odaklı olarak değerlendirdiğimiz bazı davranışların tamamen o kişinin geçmiş tecrübelerinden ve öğrendiklerinden kaynaklandığını anlamak mümkün oluyor. Özellikle de bir yöneticinin çalışanları ile empati kurma konusuna gerçek anlamda özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak unutmamak gerekir ki bir çalışanın yaptığı işe ve yöneticisine olan sadakati anlaşıldığını hissettiği oranda artacaktır. Bu doğrultuda karşımızdaki kişiyi tüm dikkatimizi vererek dinlemek, beden dilini analiz etmek ve gerçek anlamda o kişinin bakış açısından bakabilmek şart. Anlaşılmadığını düşünen bir çalışanın iş yeriyle, ekiple ve yaptığı işle duygusal bağ kurması çok mümkün olamıyor. İletişimde en temel ihtiyaçlarımızdan birinin anlaşılmak olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda hangimiz anlaşılmadığımızı düşündüğümüz bir ortamda kendimizi vererek çalışabiliriz ki?


Sonuç olarak biz insanlar sosyal varlıklar olduğumuz ve aslına bakarsanız her birimizin anlaşılmak, ait olmak, başarı ve daha birçok ihtiyacı bir noktada diğer insanlara bağlı olduğu için etkili iletişim kurabilmemiz şart. Etkili iletişim kurabilmek ve sağlıklı ilişkiler yürütebilmek için de gerçek anlamda dinlemeyi ve empati kurmayı öğrenmemiz gerekiyor.