İkili İletişimde Yapılan Temel Hatalar



Günümüzde yaşanan problemlerin büyük bir kısmının iletişim sorunlarından kaynaklandığı yadsınamaz bir gerçek. Özellikle de ikili iletişimlerde yapılan hatalar büyüyerek topluma yayılıyor desek çok da yanlış olmaz. Peki yaptığımız en temel hatalar neler?


Dinlemiyoruz


Bir insanın biri konuşurken susup oturması karşısındakini dinlediği anlamına gelmiyor. Maalesef iletişim konusunda çoğumuzun düştüğü en önemli hata, karşımızdaki konuşurken, hele ki yapıcı bile olsa bir eleştiri söz konusuysa, onu yarım yamalak dinleyip, karşılığında vereceğimiz yanıta odaklanmak. Yani karşımızdakinin cümlelerini tam olarak dinlemeyip sadece kendi algılamak istediğimiz kelimeleri seçerek bir cevap hazırlamaya odaklanıyoruz. Aslında yapmamız gereken sadece gerçekten dinlemek. Bunun bir yarış olmadığını unutmadan, sakince dinleyip bize verilen mesajı doğru ve eksiksiz almaya çalışmak; ikili iletişimin en olmazsa olmaz kurallarından biri. İnsanların doğuştan kendine odaklı olması, bu sorunun ana nedenidir. Başka bir deyişle, insanın fabrika ayarları kendine odaklı olmayı getirir. Yani insanın ikili iletişimlerde vereceği cevaba odaklanması ile ilgili olarak bir çeşit içgüdüsel bir hareket demek mümkün. Dolayısıyla insanın kendini, iradesiyle eğitmesi gerekir. İkili iletişimlerde, kendi vereceği cevaba odaklanmak, kişinin özenle törpülemesi gereken temel bir özelliktir. Maalesef gerek dizi ve filmlerde, gerekse siyasi tartışma programlarında bunun örneğini çokça görüyoruz. Çoğunlukla insanlar birbirleriyle aynı anda konuşarak yalnızca gürültü kirliliği yaratıyor ve günün sonunda kimse birbirini anlamıyor.


Sabırsızız


Çoğu zaman karşımızdakinin sözünün bitmesini beklemiyoruz. Daha cümlenin başından sonunu kendi kafamızda getirerek hızlıca cevabı yapıştırıveriyoruz. Bir anlamda hızlı bir cevabı doğru bir cevaptan daha fazla önemsiyoruz. Hatta bununla da kalmayıp çoğu zaman en sonda söylenecek şeyi en başta söyleyerek diyaloğun yönünü tamamen değiştiriyoruz. Yani aslında burada yine ilk maddeye dönüyoruz. Dinlemiyoruz. Sağlıklı bir iletişim kurabilmeye giden yolun karşımızdakini sabırla dinlemekten geçtiğini unutuyoruz.


Verdiğimiz her mesajın yüzde yüz anlaşıldığını varsayıyoruz


İkili iletişimlerde düşülen en yaygın hatalardan bir diğeri ise; vermek istediğimiz mesajın karşımızdaki kişi tarafından yüzde yüz anlaşıldığını varsaymaktır. Bir anlamda iletişimin söylediklerimizden ibaret değil, karşımızdakinin anladığı ve algıladığı kadar olduğu gerçeğini göz ardı etmek. Vermek istediğimiz mesajın anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmek adına öncelikle karşımızdakinin beden diline dikkat etmeli, yeri geldiğinde bazı sorular sorarak mesajımızın doğru anlaşıldığından emin olmak; sağlıklı iletişime giden yolda en önemli adımlardan biri.


Empati kurmuyoruz


Empatinin ikili iletişimin altın kurallarından biri olduğunu unutmamak gerekiyor. İkili iletişimlerde en çok yaptığımız hatalardan biri ise; kendi duygumuza ve düşüncemize odaklanarak karşımızdakinin de her şeyden önce bir insan olduğunu unutup empati kurmamak. Bu noktada karşımızdaki ile aramızdaki ilişki türünün çok da bir önemi yok. İş, sosyal ve hatta romantik ilişkilerimizde karşılıklı empati kurmak iletişimin sağlıklı yürütülebilmesi açısından çok önemli.


Yalnızca kendi doğrularımızı önemsiyoruz


İkili iletişimlerde yapılan bir diğer önemli hata ise kendi doğrularımızdan başka doğrulara tamamiyle kapalı olmak. Başka bir deyişle, hayatı siyah ya da beyaz olarak görmek. Ancak aslında hepimizin de bildiği gibi hayatta yalnızca siyah ve beyaz yok. Aksine, griler, kahverengiler, sarılar ve yeşiller de var. Yani bizim için yüzde yüz doğru olduğuna inandığımız bir şey, karşımızdaki için de mutlak doğru olmak zorunda değil. Bunu kabullenmediğimiz müddetçe sağlıklı bir iletişime açık olmamız son derece zor.

Önyargılarımıza takılıyoruz ve kişisel algı farklılıklarını hesaba katmıyoruz


Önyargılar, kişiler arasında sağlıklı iletişimin önündeki en büyük engellerden biri. Hayat yolumuz boyunca edindiğimiz deneyimler, doğal olarak, hepimizde belli önyargılar oluşturuyor ve bu önyargılar karşımızdakini sağlıklı ve objektif bir şekilde dinlememizi büyük ölçüde engelliyor. Bu önyargılar ışığında bize iletilen mesajların altında başka anlamlar arıyor hatta kendi çıkardığımız anlamlar doğrultusunda algımızı oluşturuyoruz. Her birey dünyayı ve olayları kendi deneyimleri doğrultusunda algıladığı için kişisel algılar da son derece farklılık gösterir. Algı dünyalarının farklılığı paradigmaların da farklılığını beraberinde getiriyor. Dolayısıyla, karşımızdaki kişiyi ve verdiği mesajları, doğruluğunu kabul ettiğimiz paradigmalar ve deneyimlerimizden edindiğimiz önyargılarla değerlendiriyoruz. Bu noktada mümkün olduğunca karşımızdakini objektif bir şekilde dinlemek ve gerçekten bize verilmek istenen mesajı aldıktan sonra değerlendirmesini yapmamız gerekiyor. Kısacası önyargıların esiri olmamak sağlıklı iletişim kurabilmenin en önemli adımlarından biri.


Konudan sapıyoruz


Çoğu zaman konuşma sırasında konu o kadar dağılıyor ki, başlangıç noktasıyla bitiş noktası arasında bir bağlantı kurmak pek mümkün olmuyor. Sonuç olarak, esas konuşulmak istenen konudan uzak yollara saparak verilmek istenen mesaj ya da mesajlardan çok uzağa gitmiş oluyoruz. Bazen saatler süren bir konuşmanın sonunda bile söylenmek istenenlerin neredeyse hiçbirini söylenmediğini fark ediyoruz. Dolayısıyla, ikili iletişimde mümkün mertebe konuşulmak istenen konuya odaklanmak çok önemli. Konunun dağıldığını hissettiğimiz noktada toparlamak, konunun özüne dönmek mesajların sağlıklı bir şekilde iletilmesinde son derece hayati bir rol oynuyor.

Sağlıklı bir iletişim kurmak için yapmamız gerekenleri kısaca sıralamak gerekirse;

  1. Dikkatimizi karşımızdaki kişiye vermek ve başka bir işle meşgul olmamak

  2. Göz teması kurmak

  3. Karşımızdakinin sözünü kesmeden dinlemek

  4. Karşımızdaki konuşurken sadece dinlemek ve vereceğimiz cevaba odaklanmamak, son sözü söyleme çabasından arınmak

  5. Yargılamadan, suçlamadan dinlemek

  6. Karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışıp empati kurmak

  7. Karşımızdakinin sözleriyle verdiği mesajlar kadar beden diline de dikkatimizi vermek

  8. Yeri geldiğinde, karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anladığımızı belirten ifadelerde bulunmak ve hatta sorular sormak