İş Hayatını Güzelleştiren Detay: Arkadaşlık



Çoğumuzun vaktinin büyük bir kısmı çalışma ortamında geçiyor. Kabaca bir hesap yapacak olursak, 9-6 mesaili bir işte çalıştığımızı düşündüğümüzde, günde 9 saatten haftada 45 saati iş arkadaşlarımızla geçiriyoruz. Sabah neredeyse ilk “Günaydın” dediğimiz insanlar iş arkadaşlarımız oluyor. Hele ki çalıştığınız iş yeri “esnek çalışma saatlerine” sahipse, hesabı size bırakıyorum. Birlikte geçirdiğimiz zamanın yanı sıra başarıyı da başarısızlığı da, stresi de gururu da birlikte yaşıyoruz.

Hem zamanımızın büyük bir kısmını hem de birçok duyguyu ve durumu paylaştığımız çalışma arkadaşlarımız tarafından sevilen biri olmak ve onlarla güzel ilişkiler geliştirmek hem ruhumuza hem çalışma performansımıza pozitif etki edecektir. Hatta ve hatta yalnızca bireysel değil, gelişen arkadaşlık ve takım ruhunun pozitif etkisiyle ekibin genel performansında da artış olacaktır.

Bir başka deyişle iş yerinde, güçlü iletişime dayalı kurulan arkadaşlıklar bizi işe gitmeye teşvik eder ve performansımızı yükseltmemizi sağlarken, negatif iletişimin hakim olduğu bir ortamda, arkadaşlık kuramadan çalışmak da bizi hem işten soğutma hem de performansımızı düşürme gücüne sahip. Düşünsenize, kim birlikte vakit geçirmekten keyif aldığı, doğru iletişim kurabildiği arkadaşlarının bulunduğu ortama giderken kendini kötü hisseder ki?

Geçmiş yıllarıma dönüp baktığımda, şu anda artık aynı iş ya da projede çalışmasak da hala çok yakın hissettiğim, birçok şey paylaştığım arkadaşlarımı çoğunlukla çalıştığım ajansta tanıdım. Ajansta olduğum dönemde, en stresli zamanlarda bile çoğu zaman bu arkadaşlarım benim işe gitme konusunda motivasyon kaynağım oldular. Bunun da en önemli sebeplerinden birinin aramızda kurduğumuz güçlü ve doğru iletişim olduğunu düşünüyorum. Bir projede başarılı olduğumuzda birlikte sevinirken, hangimizin ayağı tökezlese hep birbirimizin elinden tuttuk. Ve inanın ki bu çok değerli bir duygu. Özellikle de çok yoğun olduğumuz dönemlerde (ki ajansçılar bilir, yoğun olmayan dönemler zaten neredeyse yoktur ve her şey çok acildir) ailemden, ev arkadaşımdan çok daha fazla zamanımı onlarla geçiriyordum.

Bu kadar çok paylaşımın yaşandığı iş arkadaşlıklarının, hem iş hem de özel hayatımıza büyük etkileri oluyor. Bu durumu da avantajımıza ya da dezavantajımzıa kullanmak bizim elimizde. Yani sağlıklı geliştirilen iş arkadaşlıklarımız bizi birçok anlamda pozitif yönde geliştirirken, çalışma ortamında sağlıksız ve negatif iletişim kurduğumuz arkadaşlıklar sebebiyle hayatımızın birçok farklı alanında sorun yaşayabiliriz.

Çalıştığımız iş yerinde saygı, sevgi ve sağlıklı bir iletişime dayalı geliştirdiğimiz arkadaşlıklarımız uzun mesai saatlerini bile bizim için çok daha keyifli ve üretken bir hale getirebilir. İş arkadaşlıklarına bu kadar methiyeler düzdükten sonra böyle arkadaşlıkların nasıl kurulabileceğine de değinmek gerekir.


Mesafeleri iyi ayarlayın ve gıybet yapmayın


Evet, iş hayatında iyi arkadaşlıklar kurmak çok kıymetli (hatta bazı iş yerlerinde lüks bile sayılabilir). Ancak her zaman için dikkatli olmakta fayda var. Örneğin, daha doğru düzgün tanımadığınız bir iş arkadaşınıza, yarın yokmuşçasına bütün özelinizi anlatamazsınız (ki bu sosyal hayatta kurulan arkadaşlıklar için de geçerli). Diyelim ki belli bir zamandan sonra karşınızdakini yeterince tanıdığınızı düşünüyorsunuz, aranızda güzel de bir iletişim var ve onu kendinize epey yakın görüyorsunuz. Bu hiçbir zaman onunla, diğer ekip arkadaşlarınızın dedikodusunu yapabileceğiniz anlamına gelmemeli. Kendinizi arkadaşınıza ne kadar yakın hissederseniz hissedin, günün sonunda onun, aynı zamanda birlikte bir amaç uğruna çalıştığınız, iş arkadaşınız olduğunu unutmamalı ve mesafeleri iyi ayarlamalısınız.


Hırs ve bencillik sağlığa zararlıdır!


Hırslı ve bencil olduğunu gözlemlediğiniz (önyargıdan değil gerçek gözlemden söz ediyorum) çalışma arkadaşlarınıza daha temkinli yaklaşmanızda fayda var. Çünkü böyle insanlar, bazı durumlarda yöneticilerin gözüne girebilmek ya da “en başarılı” görünmek adına sizin tökezlemenize sebep olabilirler. Hiç iletişim kurmamaktan söz etmiyorum elbette. Bu tip çalışma arkadaşlarınızla da saygı çerçevesinde ve çok içli dışlı olmadan, belli bir mesafede iş arkadaşlığınıza devam etmelisiniz.


Biriyle aranızda ast - üst ilişkisi olması arkadaş olmanıza engel değil


Açıkçası ben, ast- üst ilişkisinin arkadaşlığa engel olduğuna inanmıyorum. Hatta arkadaşlık ve ast - üst ilişkisinin dengesi sağlandığı sürece, gelişen ya da hali hazırda var olan arkadaşlığın getireceği avantajlar olduğunu düşünüyorum. Ancak tabii ki dikkat edilmesi gereken noktalar var. Mesela, üstünüz sosyal hayatınızda ya da halihazırda çalıştığınız iş yerinde tanıdığınız bir arkadaşınız. Üstelik çok da iyi anlaşıyor, güzel vakit geçiriyor ve iş dışında da görüşüyorsunuz.

Kısacası o sizin için bir iş arkadaşından çok daha fazlası. Bu son derece doğal bir durum. Böyle bir durumda önemli olan iş ilişkinizle arkadaşlık ilişkinizi belli bir dengede tutmak. İş ilişkinizin gerekliliklerini yerine getirdiğiniz, aranızdaki samimiyeti kötüye kullanmadığınız sürece, aradaki sevgi ve saygının iş ilişkinize pozitif etki edeceğine hiç şüphe yok. Aradaki dengeyi tutturmanın öneminin bir başka nedeni ise diğer iş arkadaşlarınız üzerinde, kayırıldığınız intibasını yaratmamak. Sanırım kimse çalıştığı iş yerinde yöneticisi tarafından kayırılıyor durumuna düşmek istemez.

Saygı en önemli unsur


İş arkadaşlarınızla olan ilişkinizin, iş ortamına uygun olmasına çok dikkat etmelisiniz. Ekip arkadaşlarınızla ne kadar yakın olursanız olun yersiz şakalar yapmamaya özen göstermelisiniz.

Bununla birlikte herkes herkesi sevmek, bağrına basmak, can arkadaş olmak durumunda değil elbette. Ancak herkes birbirine mutlaka saygı duymak zorunda. İş ortamnızda en sevmediğiniz, hayata en farklı yerlerden baktığınız, hiçbir ortak zevkiniz olmayan arkadaşınıza da saygı duymalı ve profesyonelliğe yakışır şekilde ilişkinizi sürdürmelisiniz.


Özeliniz size kalsın


Tüm arkadaşlıklarda kişisel sınırlar elbette ki çok önemlidir ancak iş arkadaşlıklarında bu konu biraz daha hassastır. Kendinizi ne kadar yakın hissederseniz hissedin, ne kadar samimi bir arkadaşlığınız olursa olsun, iş arkadaşlıklarında özel hayatınızı olduğu gibi ortalara dökmemeniz gerekir. Hem aradaki sağlıklı mesafeyi dengede tutabilmek hem de küçük de olsa bu sırlarınızın bir gün size karşı kullanılabilme ihtimalini önlemek adına bu önemli bir nokta.

Elbette istisnai arkadaşlarınız olabilir, özellikle bir arkadaşınızı diğer iş arkadaşlarınızdan çok daha yakın görebilir ve illa ki ona özelinizi anlatmak isteyebilirsiniz. Ona da tamam. Ancak bunu da mesai saatleri dışında yapmanızı şiddetle öneririm. Zira bu da iş arkadaşlığınızla sosyal arkadaşlığınız arasındaki dengeyi sağlamanızda size son derece yardımcı olacaktır. Aynı zamanda söz konusu arkadaşınızı diğer iş arkadaşlarınızın gözüne soka soka kayırmamış olacaksınız.


Bir kişiyle eküri olup diğer arkadaşlarınızdan uzaklaşmayın


Bir arkadaşınızla diğerlerinden çok daha yakın olma ihtimalinden söz etmişken, tek bir kişiye takılıp kalmamanız gerektiği gerçeğine değinmeden geçemeyeceğim. Bu kendinize takabileceğiniz en büyük çelmelerden biri olur.

Öncelikle iş hayatının doğası gereği herkesin kendi için çizdiği bir kariyer yolu ve bir de hayatın getirdikleri var. Diyelim ki iş yerinde tek bir arkadaşınızla çok yakınken diğer arkadaşlarınıza son derece mesafelisiniz ve ofiste “onlar zaten eküri, kimseye yanaşmıyorlar” gibi bir algı oluştu. Çok daha iyi bir kariyer fırsatı ya da başka bir sebepten arkadaşınız işten ayrılabilir. Böyle bir durumda bir anda kendinizi yapayalnız bulma ve mutsuz olma ihtimaliniz maalesef çok yüksek. “Onu da o zaman düşünürüz” demeyin. Kim sadece yalnız kaldığı için kendiyle ilişki kurmaya çalışan biriyle arkadaş olmak ister ki? Bu sebeple, siz siz olun, bir arkadaşınızın sizin için yeri diğerlerinden ne kadar farklı olursa olsun, diğer ekip arkadaşlarınızı da ihmal etmeyin ve ilişkilerinizi dengede tutun. Benden söylemesi.


Çalışma arkadaşlarınızla iş dışında vakit geçirmek önemli


“Ay zaten sabahtan akşama kadar birlikteyiz, akşam yemeğinde de mi birlikte olalım” demeyin. İş arkadaşlarınızla yalnızca çalışma ortamında değil, sosyal ortamda da vakit geçirmenin birçok anlamda pozitif etkisi var. İş yerinin stresli ortamının dışında birbirinizi tanıma ve keyifli vakit geçirme şansınız olur. Böylelikle hem aranızdaki ilişki güçlenmiş olur hem de ekip olarak performansınız artar. Üstelik genellikle en iyi fikirler böyle keyifli ortamlarda çıkar. Hatta bazen ofisin stresli ortamında kafa patlatıp, bir türlü son yaratıcı dokunuşu yapamadığınız bir proje için, rahatladığınız, enerjinizin yüksek olduğu bir akşam yemeğinde ortaya atılan bir fikirle farklı bir açı yakalayıp, yapbozun eksik parçasını tamamlayabilirsiniz. Tecrübeyle sabittir.


Ancak birlikte vakit geçirmeyi çok da abartmamakta fayda var. Zaten vaktinizin büyük bir bölümünü birlikte geçirdiğiniz iş arkadaşlarınızla mesai saatleri dışında geçirdiğiniz zamanı doğru ayarlayamazsanız arkadaşlığınız kötü etkilenebileceği gibi, hem siz hem onlar için can sıkıcı olmaya başlayabilir.


Sonuç olarak iş hayatında bilgi ve tecrübe kadar insan ilişkileri ve arkadaşlıklar da hem motivasyon hem performans açısından hayati önem taşıyor. Doğru ve güçlü iletişimle kurulan iş arkadaşlıklarının kariyer yolculuğumuzu çok daha keyifli bir hale getireceğinden hiç şüphem yok.