PR Ajansında Staj Yapmak İstiyorsan Yakın Dövüş Öğrenmelisin



Halkla ilişkiler mesleğine ilgi duyan, bir pr ajansında staj yapmak isteyen arkadaşlarımıza ilk tavsiyem hemen bir yakın dövüş kursuna yazılmaları ve en hızlandırılmışından tüm teknikleri öğrenmeleri.


Tamam, korkmayın tabii ki şaka yapıyorum. Evet eğlenceli olduğu kadar stresi de beraberinde getiren bu meslek dayanıklılık ve çelik gibi sinirler gerektirebiliyor.

Hem kendi tecrübelerimden hem çalıştığım ajansta dönem dönem staj yapmış arkadaşlarımla ilgili gözlemlerimden yola çıkarak toparladığım tavsiyelerimi kısaca paylaşmak istedim.


Dışarıdan son derece cıvıl cıvıl, eğlenceli, renkli görünen halkla ilişkiler dünyasına ilk adımım sektörün önde gelen ajanslarından birinde stajyer olarak başladı. Akademik olarak bu alanda bir eğitim almadığım için meslekle ilgili bilgilerim araştırdığım ve gözlemlediğim kadardı. Son derece çekici görünen bu işin inceliklerini denize atlamadan öğrenemeyeceğimi biliyordum. Ben de tam olarak öyle yaptım. Bir ay diye başladığım staj göz açıp kapayıncaya kadar geçip, hem sevip hem sevilince ikinci aya uzattık. Stajımın bitmesinden yaklaşık bir sene sonra önce yarı zamanlı sonra da tam zamanlı çalışanlarından biri olduğum ajansımda neredeyse 9 harika yılımı geçirdim.


Eminim bu mesleğe başlamak isteyen, ancak kafasındaki soruların yanıtlarını arayan birçok genç arkadaşım vardır. İlgili bölümü okusanız bile, her meslekte olduğu gibi, teknik bilgi dışında sizden önce o yoldan yürümüş insanların deneyimlerine her zaman ihtiyaç vardır.

Her zaman söylediğim gibi benim üniversitede sosyoloji bölümünde okumayı seçmemin temel sebebi insana ve iletişime olan ilgimdi. Sosyolojinin insanı, toplumu, toplum ile bireyin karşılıklı ilişki ve iletişimini anlamada bana yol göstereceğini biliyordum. Dürüst olmak gerekirse neredeyse hiçbir zaman da akademik kariyer düşünmedim. Ben hayatın içinde olmalıydım. Evet araştırmayı seviyordum, öğrenmeyi seviyordum ama açıkçası azıcık da eğlenceli bir şeyler yapmak istiyordum. Bir halkla ilişkiler ajansı da bunun için biçilmiş kaftan gibi geliyordu bana. Şimdi buradan goy goy yapmak için ajansa girdiğim gibi bir anlam çıksın istemem. Bahsettiğim şey keyifli ve eğlenceli işleri keyifli ve eğlenceli insanlarla birlikte yapmak, bu işi yaparken de deneyim yaşatılan insanlarda olumlu algılar yaratmak. Bu motivasyonla stajıma başladım. Ve ilk günden anladım ki eğlenceli ve keyifli işleri ortaya çıkarmanın hazırlık aşamasında aslında ilk etapta “angarya” gibi görebileceğiniz bir çok ayak var. Madem buralara geldik ilk tavsiyemden başlamak isterim.


Sabırlı ol, o işler angarya gibi gelse de senin öğrenme araçların


İlk günden partinin yıldızı, davetlerin aranan yüzü ya da en önemli işlerin kaptanı olmayı beklemeyin. Okuduğunuz bölüm Halkla İlişkiler bile olsa teknik bilgiye sahip olmanız sizi tecrübe sahibi yapmıyor unutmayın. Sabırla ve sebat ederek mesleğin gerekliliklerini ve inceliklerini öğrenmelisiniz. Ve ajansta staj yapmak bunun için biçilmiş kaftan. İlk günler, size gerçekten angarya gibi gelecek birçok iş verilecek. Mesela, ajansın yakında planladığı bir davet var ve davetlilerin katılım durumlarının sorulması yani “LCV alınması” gerekiyor. Bunu kim yapacak? Tabii ki stajyer. Tüm gün telefonda neredeyse yüzlerce kişiye, “Merhabalar, şu gün şurada şöyle bir davetimiz var. Size de davetiye göndermiştik. Katılım durumunuzu öğrenebilir miyim?” diye sormak son derece anlamsız gelebilir. Ancak bir etkinliğin en önemli ayaklarından biridir. Ya da basın mensuplarına gönderilecek pr kitlerinin paketlenmesi gerekiyor. Bunu kim yapacak? tabii ki stajyer. PR kitleri bu meslekte son derece önemli ve markanın mesajını vermekte etkilidir. Üstelik bence güzel paketleme yapmayı bilmek, estetik algısına sahip olmak bir halkla ilişkiler uzmanının en çok ihtiyacı olan yetkinliklerden biri. Sözün özü, verilen işleri küçük ve angarya olarak görmeyin. İşin en küçük ayrıntısı bile doğru bütünlük için çok önemli. Tıpkı bir makinenin sorunsuz bir şekilde çalışabilmesi için tüm parçalarının doğru çalışması gerekmesi gibi.


Öğrenmeye açık ol ve gözlemle!


Staj yaptığınız ajansta, okulda öğrenemeyeceğiniz birçok şeyi öğreneceğiniz neredeyse kesindir. Hele de işin ehli bir ajansta stajyerseniz, günün her saati, her dakikası yeni bir şey öğrenebilirsiniz. Yeter ki öğrenmeye açık olun ve gözlemleyin. Bence stajyerlikte soru sormaktan daha faydalı bir şey varsa işini yapan profesyonelleri gözlemlemek ve analiz etmek. Çünkü inanın, onları işlerini yaparken gözlemlemek muhtemelen onların size işi anlatmasından çok daha faydalı olacaktır. Unutmayın onlar için artık araba kullanırken vites değiştirmek gibi refleks haline gelmiş bir çok rutin iş muhtemelen sizin için yepyeni işler.


Boş durma, araştır


Staj süresince bomboş kalacağınız anlar olabilir. Ancak bu sizin boş kalmanız gerektiği anlamına gelmez. Ajans çok yoğun olabilir, çalışanlar bir görevi size vermek için iş aktarımı yapmaya vakitleri olmadığı için kendileri halletmeyi tercih edebilirler. Boş kaldığınız her anı çok iyi değerlendirin. Geçmişte yapılan işleri, işlerin nasıl yapıldığını incelemek için fırsatlar yaratın. Unutmayın ki okulda öğrenemeyeceğiniz birçok şeyi orada öğrenebilirsiniz.


Denize atlamadan yüzmeyi öğrenemezsin


Verilen işten korkmayın ve çekinmeyin. Sonuçta tıpkı denize girmeden yüzme öğrenilemediği gibi o sorumluluğun altına girmeden o iş öğrenilmiyor. Hem siz stajyersiniz, öğrenmeye çalışıyorsunuz, hata da yapabilirsiniz ancak insan en çok hatalarından öğreniyor. (Siz yine de görevlerinizi maksimum dikkatli şekilde yerine getirmeye bakın tabii. )

Ayrıca halkla ilişkiler ajansları her zaman çok yoğundur. Rutin işleri de azımsanmayacak kadar çoktur. Dolayısıyla ajans çalışanlarının en önemli önceliğinin size bir şeyler öğretmek değil, sorumluluklarını yerine getirmek olduğunu unutmayın. Hatta size görev verilmesini beklemeden işlere gönüllü olun. “Bana kimse iş vermedi ben de bütün gün Facebook senin, Twitter benim takıldım” derseniz olmaz o iş.


Girişken ve yaratıcı ol


Aklınıza bir fikir gelirse uygun zamanda önermekten, herhangi bir işle ilgili bir görüşünüz yorumunuz varsa ukalalığa kaçmadan fikrinizi söylemekten çekinmeyin. “Ben daha ne biliyorum ki” ya da “küçük düşerim” diye düşünmeyin. Dış bir gözün yorumları her zaman çok kıymetlidir ve en uçarı fikir bile ayakları yere basan bir projeye dönüşebilir. Ve üstelik önerdiğiniz fikirle onca işin arasında boğulmuş ajans çalışanlarının yüreğine su serpebilir veya gözden kaçan bir hatanın önüne geçebilirsiniz. Bu da size artı puan olarak geri döner. Fikrinizin bir işe yaramadığı en kötü senaryoda bile işe olan ilginizi ve girişkenliğinizi göstermiş olursunuz.


Önce kendin çabala sonra soru sor


Bu aslında yalnızca pr ajansları ile ilgili sınırlı bir öneri sayılmaz. Her ne işte staj yapıyorsanız olun, kendisi hiç bir araştırma yapmadan, çabalamadan soru soran stajyerler çok da pozitif bir intiba yaratmaz. Tabii ki sormanız gereken, tecrübeye ya da yapılan işin geçmişine dayalı noktalar olacaktır. Bunun için de size iş verilirken can kulağıyla dinlemeniz çok önemlidir. Size verilen görevle ilgili mutlaka araştırma yapın, kendi yapabileceklerinizi ortaya koyun ve tabii ki içinden çıkamadığınız noktalarda bir bilene sorun. Ancak kendiniz herhangi bir çaba göstermeden karşınızdakini soru yağmuruna tutarsanız hem kolaya kaçan hem de soru sormak için soran biri algısı yaratabilirsiniz.


Severek ve eğlenerek çalış


Her işte olduğu gibi bu meslekte de işini severek yapmak en önemli unsurlardan biri. Hem Konfüçyus ne demiş? “Eğer sevdiğin işi yaparsan hayatın boyunca bir gün bile çalışmış sayılmazsın”.


Severek ve eğlenerek çalışmaktan kastım elbette işi dalgaya vurmak değil. Yaptığınız işten, işin inceliklerini öğrenmekten ve ortaya çıkan sonuçtan keyif almak için yaptığınız işi sevmeniz çok önemlidir. Tabii ki işin her aşamasının her detayı sevilesi olmayabilir. Ancak o zamanlarda da yapılabilecek en güzel ve en doğru şeyin o an yaptığınız şeyin tamamlanacak işe katkısını ve işin sonucunu düşünerek değerini bilmek. O zaman sevmek hiç de zor değil. Hem hangi işi yaparsanız yapın her detayını sevmek mümkün olmayabilir. Ancak işin her aşamasını kendiniz için keyifli bir hale getirebilmeniz mümkün. Hem bir işi severek ve keyif alarak yapmak başarı oranını arttıran yegane unsurlardan biridir. Bir işi ne kadar severek yapar, ondan ne kadar keyif alırsanız o işe o kadar özen gösterirsiniz. Böyle bir durumda güzel sonuçlar almak da kaçınılmaz olacaktır.


Güler yüzlü ol ve insan ilişkilerine özen göster


Her işte, her durumda olduğu gibi güler yüz çok önemli. Stajyeri olduğunuz ajansa somurtuk bir suratla, cezalı bir çocuk edasıyla gitmeniz size bir şey kazandırmayacağı gibi, olumsuz ve iletişime kapalı bir insan algısı yaratırsınız. Ki bu da mesleğin doğasına son derece ters düşen bir durum olur. İlk andan itibaren herkese saygılı, nazik ve güler yüzlü bir yaklaşım sergilemek bu işin altın kurallarından diyebilirim. Hem nasıl ki siz onları tanımıyorsanız, siz de onlar için yeni bir yüz, tanımaya çalıştıkları yeni bir bireysiniz. Ve siz ne kadar olumlu yaklaşırsanız olumlu bir geri dönüş alma ihtimaliniz o kadar yüksektir. İlk günden herkesle kanka olmaya çalışmayın. Samimiyet ve içtenliklei laubalilik ve saygısızlık arasındaki çizgiyi atlamamak çok önemli.


Bağlı olduğun ekiple sınırlı kalma


Bir ajansta herkes her şeyden sorumludur elbet ancak genel olarak ekiplerin uzmanlaştığı ve yoğunlaştığı konular çeşitlilik gösterir. Stajyer olarak kendinize yapabileceğiniz en büyük yatırımlardan biri mümkün mertebe her ekibe öyle ya da böyle dahil olmaktır. Ekiplerin uzmanlaştığı ve yoğunlaştığı konular, hizmet verdikleri müşterilerin sektör ve alanlarına göre çeşitlilik gösterir. Ne kadar çok ekibi gözlemleme ve işlerinin bir parçası olma şansı bulabilirseniz kendinize o kadar çok şey kadar, o kadar fazla şey öğrenmiş olarak tamamlarsınız stajınızı. Üstelik bu şekilde hangi alanlarda daha yetkin olduğunuzu veya olabileceğinizi gözlemleme şansınız olur.


Giyimine önem ver


Sakın “ben stajyerim, kim benim giyimimi önemseyecek” diye düşünmeyin. Sonuçta çok büyük ihtimalle gireceğiniz ortamdaki insanlar sizin hakkınızda cv’niz, ön yazınız ve yaptığınız görüşmede öğrendikleri dışında pek de bir şey bilmiyorlar. Hatta yalnızca görüşmeyi yaptığınız kişi sizin hakkınızda bir fikre sahip demek yanlış olmaz. Ve unutmayın ki yüz ifademiz, beden dilimiz kadar giyimimiz de karşımızdakine hakkımızda bir fikir verir. Dolayısıyla “sadece stajyer” de olsanız nasıl giyindiğiniz önemlidir. Genellikle ajans çalışanlarının büyük ölçekli kurumsal şirket çalışanlarından farklı olarak daha günlük ancak özenli bir giyim tarzı vardır. Staja başlamadan önce, gireceğiniz ajansı ve çalışanlarını biraz araştırırsanız nasıl giyinmeniz gerektiği hakkında fikir edinebilirsiniz. Sonuçta sosyal medya derya deniz. Biraz araştırırsanız hem ajans çalışanları hakkında hem de nasıl giyinmenin doğru olacağı konusunda bir fikriniz olur.


Ve çok ama çok çalışmaya hazır ol


Her iş, her meslek çalışkanlık gerektirir. Bu yadsınamaz bir gerçek elbet. Özellikle halkla ilişkiler bir algı yönetimi işi. Dolayısıyla en başta gereksiz ya da anlamsız gibi gelen en ufak bir detay bile çok önemli. Ancak dışarıdan bakıldığında işin en çok eğlenceli kısımları görüldüğü için arka planda ne kadar çok emek ve çalışma olduğu özellikle de işin içine girmeden öngörülemeyebiliyor. Bu sebeple üstüne basa basa bu işin çok emek istediğini ve çok çalışmaya hazır olmanız gerektiğini söylemek isterim. Bununla birlikte halkla ilişkiler çok hızlı değişim gösteren bir alan dolayısıyla bu mesleğe adım atmak, başarılı olmak istiyorsanız, çok çalışmalı ve her daim kendinizi geliştirmelisiniz.

Sonuç olarak halkla ilişkiler dünyasında, ajans hayatı renkli ve eğlenceli ancak zordur. Ajans yaşamına uyum sağlamak için yaratıcı, girişken, çalışkan ve öğrenmeye açık olmanız şarttır. Staj da bu hayatı sevip sevmeyeceğinizi, size uygun olup olmadığını anlamanız ve kendinizi göstermeniz için bulunmaz bir fırsattır.