PR nedir? Ne değildir?



Kaş’taki son gecemizde, aralarında tasarımcıdan işletmeciye yeni tanıdığımız arkadaşlarımızın da bulunduğu bir sohbet ortamında, laf lafı açtı ve konu tabii ki işe güce, mesleklere geldi. Farklı mesleklerden insanların bir araya geldiği masada anlatma sırası bana geldiğinde ne iş yaptığımı az çok bilen, bilmese de hala anlamaya çalışan yakın arkadaşlarım dışındaki kişilerin halkla ilişkileri (PR)’ı çoğunlukla bir mekanın girişinde müşterileri karşılamaktan ibaret olarak gördüğünü farkettim. Yıllardır buna benzer yorumlara kulak misafiri olmuştum aslında. Ama yıl 2019 olmuşken ve farklı platformlarda marka algısı, iletişimi gibi konuların öneminden söz edilirken hala böyle bir algı olmasına üzülmedim değil.

Üzerine düşündüğüm zaman aslında ben de yaklaşık 11 yıl önce bir iletişim ajansında staja başladığımda benim de PR hakkında çok da bir fikrim olmadığını hatırladım.

Orta okul ve lise yıllarımdan beri insana ve iletişime dair konular hep çok ilgimi çekmişti. Bu sebeptendir ki üniversite zamanı geldiğinde gönlümde iki aslan yatıyordu; Psikoloji ve Sosyoloji. Seçim zamanı geldiğinde de tercihimi Sosyoloji’den yana kullandım. Sosyoloji bilimi toplumu, toplum ile bireyin karşılıklı ve karmaşık ilişkilerini anlama yolunda en büyük rehberim olacaktı.

Sosyoloji biliminde iletişim ve algı en önemli konulardır. Doğru bir algı yönetimiyle kitleler üzerinde çok büyük etki yaratmak, toplumda ve düzende çok büyük değişimler sağlamak mümkün. Tüm dünya, zaman içerisinde, algı yönetimiyle toplumlarda gerçekleşen tarihi değişimlere tanıklık etti, etmeye devam ediyor. Bunun en bilinen ve dünya tarihine damga vuran örneklerinden biri de yarattığı algıyla kitleleri, korkularını, harekete geçirmek suretiyle manipüle ederek tarihi olaylara imza atan Hitler diyebiliriz. Bu çok uç bir örnek olsa da algı yönetimiyle yaratılabilecek etkinin büyüklüğünü anlamak açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu da iletişim odaklı meslekleri son derece önemli kılıyor.


PR (Public Relations) Nedir?


Öncelikle PR’ın ne olduğundan, bir “PR’cının” ne yaptığından kısaca söz edelim. PR, Public Relations yani Türkçeye çevrilmiş haliyle “Halkla İlişkiler”, ‘bu iki kelimeyle tanımlamayı çok doğru bulmadığım bir meslek. Zira, yalnızca Halkla İlişkiler ya da PR denildiğinde mesleğin alanı kısıtlı algılanıyormuş gibi geliyor bana. İletişim Danışmanlığı’nın mesleği biraz daha doğru tanımladığını ve hatta belki de sınırları kaldırdığını düşünüyorum. Tabii ki bu sınırları kaldırmak bir çok sorumluluğu da beraberinde getiriyor.


En kısa haliyle PR, halkın bir kişi ya da kurum ile ilgili algısının, doğru bir strateji ile, iletişim araçlarının kullanılarak yönetilmesidir. PR çalışmalarının amacı ise bir kurum yada kişinin bilinirliğini sağlamak ve arttırmak, itibarını korumak, desteklemenin yanı sıra düşünce ve davranış biçimlerine etki etmektir.

PR’ın akademik tanımına da değinelim derseniz; kurum ya da kişilerin, olumlu bir algı oluşturabilmeleri için gerekli tanıtım stratejilerinin saptanması, kurum ya da kişilerin bu stratejiler doğrultusunda yönlendirilmesi, hedef kitle ve kuruluşlar arasında etkili ve doğru bilgi akışının sağlanması ve hedeflenen algının oluşturulması amacıyla yapılan faaliyetlerdir.

Günümüzde, PR çalışmaları, ölçeği farketmeksizin tüm kurum, organizasyon ve kişiler için son derece önemlidir. Yapılan PR çalışmaları sayesinde hedef kitlenin dikkati çekilerek, toplum gözünde olumlu bir algı ve ilişki çalışmaları gerçekleştirilir.


Bir yandan, Halkla ilişkiler, markayı ve yönetimini de kamuoyu hakkında bilgilendiren ve yönetimin kamu yararına hizmet sorumluluğunu vurgulayan, eğilimleri öngörerek bir anlamda erken uyarı sistemi görevi yaparak, marka yönetiminin yeni eğilimlere uyum sağlamasına destek veren bir meslek dalıdır. Halkla İlişkiler’in temelinde bulunan unsurlar ise ikna, algı ve tutumdur.Ve tabii ki en temel amacı olumlu bir algı ve tutum oluşturmaktır. Tüm bu amaçları gerçekleştirmek üzere de doğru içeriklerin oluşturulmasını ve doğru iletişim araçlarının kullanılmasını sağlar. İnsanlara bir şeyler yaptırabilmenin üç etkili yolu vardır; zor kullanmak, satın almak, ikna etmek. Halkla ilişkiler her zaman ikna etme yöntemini kullanır. Ve Halkla İlişkiler’in odak noktası her zaman ‘insan’dır.


PR ne değildir?


Aslında Halkla İlişkiler, reklam değildir, danışma ve sekreterlik değildir, yüz yüze satış hiç değildir. Halkla ilişkiler uzmanı sadece organizasyonlar düzenlemez, anketörlük yapmaz. Halkla İlişkiler, bununla birlikte yalnızca gazete kupürü kesip, basınla ilgilenmek (hatta tabiri caizse hoş beş yapmak) değildir. Hele hele ‘yalnızca güzel kadın mesleği’ hiç değildir. Hatta daha da açık olmak gerekirse sanılanın aksine PR’cı, havalı kıyafetleri ve havalı saçıyla, elinde içkisiyle havalı partilerde boy gösteren güzel bir kadın değildir. Çoğu zaman bulunduğu etkinliğin perde arkasında son derece titizlikle çalışmış, kim bilir kaç kriz yönetmiş ya da krizin eşiğinden dönmüş ancak yine de o parti ortamında sakin ve güler yüzlü bir şekilde konukları ağırlayan kişidir.

PR ajansları veya PR uzmanları ne yapar?


PR çalışmaları her marka, kişi, kurum ya da kuruluş için gerçekleştirilebilir. Bu çalışmaları bazen kişinin kendisi, markanın veya kurumun ekipleri bazen de işbirliği yapılan PR ajansları yada PR uzmanları yürütür.

  • Markanın, kişinin veya kurumun hikayesini anlatırlar: İnternet ortamında neredeyse her gün karşımıza çıkan sosyal medya paylaşımları, bir blogda gözümüze çarpan bir ürün incelemesi, YouTube’da denk geldiğimiz bazı yorumlar gibi hayatımızın içinde yer alan bir çok içeriğin bir PR uzmanının stratejisinin bir parçası olma ihtimali çok yüksektir. PR ajansları ve uzmanları, marka, kurum yada kişinin hikayesini, geleneksel ve dijital medya kanallarının yanı sıra sosyal medya aracılığıyla doğru şekilde, doğru kişilere anlatmak için çalışır.

  • Medya ile iletişimi sağlarlar: PR ajansları ve PR uzmanları, marka, kurum veya kişi ile medya arasında doğru ilişkilerin kurulmasını sağlarlar. Marka, kurum veya kişinin hedef kitle tarafından bilinirliğini arttırmak, desteklemek ve korumak amacıyla, PR uzmanları, gazeteciler, trend analistleri ve bloggerlar gibi bir çok içerik üreticisiyle ilişkiyi kurar ve geliştirir.

  • Etkinlikleri planlarlar: Markanın, kişinin ya da kurumun hedef kitlesi ve iletişim stratejisi doğrultusunda etkinlikler planlarlar. Bu etkinlikler sayesinde halkın, medyanın ve hatta bazı durumlarda politikacıların dikkatlerinin çekilmesi sağlanır. Böylelikle marka, kişi ya da kurumun hem hedef kitleyle hem medya ile birebir ilişki kurması, mesajını birebir olarak aktarması sağlanır.

  • İçerik oluştururlar: Marka, kişi ya da kurum için belirlenen strateji doğrultusunda mesajları belirlerler, haber içeriklerini, basın bültenlerini, medya demeçleri, konuşma metinleri ve daha bir çok içeriğin metinlerini oluştururlar.

  • Kriz Yönetimi yaparlar: PR ajansları ve PR uzmanlarının en önemli ve kritik görevlerinden biri ise kriz yönetimidir. Öncelikli olarak olası krizleri öngörmek ve krizin çıkmasını önlemek amacıyla hareket ederler. Olası krizler için de kriz yönetim planını hazırlayıp, olası kriz anında marka, kişi ya da kurumun zarar görmeden krizi atlatmasına yardımcı olurlar.

İyi bir PR Uzmanı nasıl olmalı?


İyi bir PR uzmanı öncelikle güvenilir, dürüst, güçlü ve sabırlı olmalıdır. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, yani mesafeleri her zaman doğru ayarlamalıdır. Bununla birlikte tabii ki, ikna edici, vizyon sahibi, kararlı, istikrarlı, sabırlı, iyi diksiyon sahibi ve iyi bir gözlemci olmasının yanı sıra gündemi takip eden, genel kültür sahibi, yazı becerisine sahip, tercihen girişken ve belki de en önemlisi liderlik vasıflarına sahip olmalı, kriz anlarında sükünetini koruyarak krizi yönetebilmelidir. Aslına bakarsanız bu özellikler saymakla bitmez ve çağın gereklilikleri doğrultusunda sürekli güncellenir. PR uzmanlığını dar kalıplara sokmak çok mümkün değil. Kısacası, günümüzde iyi bir PR uzmanı, “her şeyi” bilmeli ve bir takım süper güçlere sahip olmalı. Bu durumda belki de iyi PR’cılar günümüzün süper kahramanlarıdır. Ne dersiniz?

İyi bir PR uzmanı olmak için illa ki Halkla İlişkiler bölümünde okumuş olmak gerektiğine inanmıyorum. Tabii ki ilgili bir bölümde okumanın her zaman faydaları vardır ancak unutmayalım ki ülkemizdeki en kıymetli, işin duayeni olarak adlandırdığımız, hatta Türkiye’de bu meslek dalının başlamasına ön ayak olan ve bir çok başarıya imza atmış isimler Halkla İlişkiler bölümü mezunu değiller. Hatta onların zamanında, özellikle de ülkemizde, üniversitelerde böyle bir bölüm yoktu zaten.

Günümüzde de Halkla İlişkiler bölümü mezunu olmayıp bu meslekte son derece başarılı olan birçok halkla ilişkiler uzmanı var. Bununla birlikte başka bir alanda eğitim almış olmanın bazı durumlarda mesleğinizde size çok farklı zenginlikler katabileceğini düşünüyorum. Eğer iletişime ve bu mesleğe gönül verdiyseniz kendinizi sürekli geliştirmeli, çok okumalı ve çok da yazmalısınız. Kendinizi ifade yeteneğinizi ne kadar geliştirirseniz hem kendinize ve çalıştığınız kuruma maksimum faydayı sağlarsınız hem de pr çalışmalarını yürüttüğünüz kişi, kurum yada markanın hikayesini anlatmakta çok daha başarılı olursunuz.

Son olarak bu mesleğe başlamak için size en büyük tavsiyem ne yapıp edip bu işte gerçekten isim yapmış, başarılı işlere imza atmış isimlerin yanında yer almak için çabalamanız ve onlardan öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenmeniz olur.